|
SULTAN II.BEYAZIT
KÜLLİYESİ
Yeşilırmak kıyısında geniş bir alanda
Cami, Medrese, İmareti be Tabbane'den oluşan
büyük bir yapı grubudur. Giriş kapısı üstünde ve
iki yan duvarlarında yer alan Ali Bin Mezid
imzalı kitabesine göre (H. 891) 1486 yılında
tamamlanmıştır. Dört tarafı da kagir (taş
ve tuğladan yapılmış) bir duvar ile çevrili olan
külliyenin avlusunu çevreleyen surda, ikisi
güneyde, ikisi kuzeyde, birer tane de doğu ve
batıda olmak üzere toplam altı kapı
bulunmaktadır. Külliyenin kuzey tarafı tamamen
ırmağa bakmaktadır. Bahçede, 400-500 yıllık anıt
ağaçlar bulunmaktadır.
Külliyeyi çevreleyen 120 x 160 m boyutlarındaki
avlu içinde, ortada cami, caminin sağ (batı)
tarafında büyük bir medrese, sol (doğu)
tarafında bir imarethane ve kiler vardır.
Avlunun güneydoğu köşesinde türbe (II.Bayezid'in
şehzadesi Ahmed'in oğlu Osman Çelebi), kuzey ve
güneydoğusunda birer şadırvan, caminin
kuzeybatısında da muvakkithane bulunmaktadır
.
Amasya Tarihi yazarı
Hüseyin Hüsameddin ve diğer kaynakların
ifadesine göre Sultan Beyazıt Saltanatın
kendisine nasip olmasının ardından o zamana
kadar veliahd şehzadeliğini geçirdiği Amasya'da
bir şükran ifadesi olarak yerine vali bıraktığı
oğlu Şehzade Ahmed'e kendi adına bir külliye
yapılmasını emretmiştir. H.886 Recep Ayında
İnşasına başlanan külliye H 891 Recep ayında beş
yıllık bir süre sonunda tamamlanmıştır.
CAMİİ
Kuş bakışı bakıldığında, plan şeması bakımından
ilk devir Osmanlı Mimarisinde görülen zaviyeli camiileri andırır. Altı büyük sütunun taşıdığı
kemerler üzerindeki beş kubbeli son cemaat yeri,
mihrab ekseni üzerinde büyük bir açıklığıyla
birbirine bağlanmış arka arkaya iki kubbe ile
örtülü dikdörtgen bir mekan ve bu mekana kalın
payeler arasındaki kemerlerle açılan üçer
kubbeli yan mekanlardan ibarettir. Son cemaat
yerinin arkasında her iki köşede camii beden
duvarlarına bitişik iki minaresi ve iki kubbenin
ortak taşıyıcısı olan büyük kemere statik
bakımdan destek vermek üzere yapılan yan giriş
kapıları önündeki payandaları mimariyi
tamamlayan elemanlardır.

Mihrab ve Minber ve taç kapısı genel olarak sade
olup beyaz mermerden özenli biçimde yapılmıştır.
İhtişamlı taç kapısı kitabesi, silmeleri,
statikleri ile Beyazit'in diğer Camilerinde
olduğu gibi zarif ve özenlidir. Ayrıca ahşap
pencere kanatları devrinin İslam Camiilerinde
olduğu gibi; 15.Y.Y. ahşap sanatının en ince
örneklerini temsil eder.
İMARET
Camiinin doğusunda L plan şemasına sahip bir
yapıdır. Ön kısımda yuvarlak sütunlar üzerinde
yükselen sivri kemerli, kubbeli revak bölümü
vardır. Geri planda köşede kare biçimli, tonozla
örtülmüş büyükçe bir mekan mevcuttur.
Duvarlarında yer alan altlı,üstlü dizi halindeki
dolaplardan buranın imaretin malzeme, erzak
dopalandığı yer olduğu hükmedilmektedir.
Bunun
camii tarafındaki fenerli kubbeler ve tonozlarla
örtülü mekanların imaretin aş ocakları ve diğer
hizmet birimleridir. Kuzey yönünde uzanan
tonozlu mekanların tabhane olduğu düşünülmekle
birlikte, imarethanenin parçaları olabileceği
yönünde görüşler de vardır.
Bugünkü
halde esas fonksiyonuna uygun olarak Sosyal
Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı'nın aşevi olarak
faaliyet göstermektedir.
ŞADIRVAN
Esası eski olmakla birlikte geç devirlerde
yenilendiği anlaşılmaktadır. Ahşap sütunların
taşıdığı, sivri kemerler üzerine büyükçe bir
kubbe ile örtülüdür. Dıştan saçaklı külahla
kaplı kubbenin etekleri XIX. yüzyıl işi daha çok
İstanbul'u konu alan konu alan kalem işi manzara
resimleri ile bezenmiştir. Anadolu'da çeşitli
mekanlarda kendini gösteren Anadolu Tasvir
Sanatı'nın ilginç ve değerli örnekleri olarak
nitelendirilmektedir.

MUVAKKİTHANE
Kapısı üstündeki beş beyitlik manzum kitabesine
göre hacı Hüseyin Zeki tarafından 1840 tarihinde
yapılmıştır. Önünde iki direğe dayalı
sundurması olan esas bina Tanzimat
Üslubundandır. Dikdörtgen biçiminde olup kırmalı
ahşap çatısı her cephe de birer üçgen alınlık
meydana getirmiştir. İç mekan duvarlarında
zengin kalem işi süslemeler, üst kısımda yer
alan ağaç, manzara ve çeşitli binaların yer
aldığı resim kuşağı binaya ayrı bir zenginlik
katmaktadır.

MEDRESE
Külliyenin bir parçası olan medrese caminin
hemen batısındadır.
Güney
duvarının ortasında kare planlı, kubbeli
dershane-mescid yer alır. her iki uçtan kuzeye
uzanan şekli ile bir bütün olarak algılandığında
U biçimli revaklı avlulu, on sekiz hücreden
ibaret klasik medrese plan şemasına sahiptir.
Kubbe örtülü her odada birer ocak mevcut olup
bunların bacakları üst örtüye ayrı bir zerafet
kazandırmıştır. Kuzeyi bir duvarla kapatılmış
olan avlunun orta ekseni üzerinde girişin tam
karşısında küçük bir havuz bulunur.
Abdizade Hüseyin Hüsameddin Efendi XIX. Y.Y
sonlarına kadar burada görev alan belli başlı
müderrislerin adını verdiği eserinde ilk
müderrisin ünlü Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi
olduğunu ifade eder. Medrese "ALTMIŞLI
MEDRESE" statüsündedir.
Cumhuriyet!in kuruluşu ile birlikte Medreselerin
İlgazi, Tekke ve zaviyelerin, türbelerin
kapatılması sonrasında 1925 Yılından itibaren
burada mevcut ve diğer yerlerden derlenen
kitaplarla İl Halk Kütüphanesi'nin temeli
atılmış olup halen bölhenin zengin bir
kütüphanesi olarak hizmet vermektedir.

ŞEHZADE OSMAN
TÜRBESİ
Camiinin güneydoğusunda, kare planlı ve kubbe
ile örtülüdür. Bir sıra kesme taş üç sıra tuğla
dizisi ile düzgün, renkli bir görünüm arz eder.
Kağısı üstündeki kitabesine göre (ebced
hesabıyla) 919 (1513) Tarihinde yaptırılmıştır.
Sultan II. Beyazıt 'ın oğullarından Amasya
Valisi Şehzade Ahmet'in 1513 yılında Yavuz
Sultan Selim Tarafından öldürtülen oğlu Şehzade
Osman'a ait olarak bilinmektedir.
 |